Balık burcu insanı kaypaktır!!!!.....
Balık, alıktır!!!!.....
Anında değişir… Ne yapacağını önceden bilmez. Bir restauranta gider, başkasının tabağındakilere bakarken ne yiyeceğini şaşırır…
Tüm bunların manasını şayet genellersek; ünlü astrolog Rezzan Kiraz Hanımın azılı bir Balık burcu düşmanı olduğu apaçık ortada…
Hele bunu milyonların karşısında (her an yok olabilirler, bulundukları mevkiden ayrılabilirler) gibi söylemesi… Ben ne demek istediğini anlıyorum ama yine de iyi niyetli düşünmek istiyorum…
Sevgili eşim Sacit’te bir Balık burcu. Kendisiyle tam tamına 21 senedir yan yana yaşıyorum. İkna olduğu, inandığı, güvendiği, sevdiği, doğru bildiği, doğru öğrendiği hiçbir şeyden yaklaşık çeyrek asırdır bir an için geri dönmedi..
Sarıyer’deki evimizden çıkıp direkt Çağlayan’daki dönercisine gider.. Dönercinin kapısında biri dursa ve Sacit ağabey bugün döner yemeyin, taze yakalanmış beş tane ıstakozumuz var dese bile Sacit’in cevabı “Yüz altın versen ben döner yiyeceğim” olur…
Kendi aleyhine tecelli edecek bir konuyu dahi hiç saptırmadan ve olduğu gibi anlatır, uygular ve eylemden dönmez…
Hasmı kim olursa olsun ben bile bazen onu yüzde yüz onayladığım halde kaş göz yaparak, elini ayağını dürterek “Bırak artık işimiz hallolsun.. Şunu söylemek zorunda değilsin” desem de “Neden kaş göz yapıyorsun Yasemin?” diye herkesin önünde beni bile zor durumda bırakır.
Diyeceksiniz ki çok defalar methettiği insanları birden bire yerlere çaldı ya da tam tersi… Doğrudur.. Çünkü kişiyi kendin gibi bilirsin. Sacit gibi bazı insanlar hayatta sözleriyle yaşarlar…
Sözler önemlidir… Hükümetlerden, başkanlara, vekillere hatta en yakın arkadaşımızdan eşimize dostumuza kadar neye göre seçeriz diye düşünürsek cevabı buluruz.. Sözlere güveniriz.. Koşa koşa gider destekleriz, arkasında dururuz.. Söyledikleri ve söyleyecekleriyle hareket ederiz.
Bunların tam tersi bir durum bir ahval ile karşılaştığımızda ise “O bize böyle dedi ama yapmadı. Doğrunun yanında olmayarak yanlışı savundu. Yalan söyledi ve yalancıyı korudu. Bizi harcadı..” diyerek feryad ederiz…
Bundan tam 10 yıl önce Sacit, babasıyla darıldığında; babası tetikçilerini kullanarak (Dansözken Maxim’de assolist olarak terfi edenler) bize Türkiye’nin en büyük gazetelerinde iftira dolu demeçler verdirilmişti.. Kolumuzu kanadımızı kırıp, işimize-gücümüze son vermişlerdi.
Öyle ki birdenbire evimizin aidatını ödeyemez vaziyete gelmiştik. Bunun nedenlerini anlatan 100 sayfalık bir kitap yazmıştım. Kendimi aklamak, doğruları söylemek durumundaydım..
Kitap fuarının açılış günü çıktı kitabım… Yanımda sadece rahmetli Aysel Gürel vardı. Selmi Andak, ben ve sevgili Aysel tam 1 sene stüdyoda yatıp kalkmıştık… Doğruları biliyor, beni çok iyi tanıyordu… İşte o Aysel Gürel benim en zor günümde destekçim oldu.. Muhabirler 10 metre öteden fotoğraflarımı çekip kaçarken sevgili kardeşim Savaş Ay, kurşun gibi fişşek gibi ekibiylegelip, beni onurlandırmak adına imzalı kitabımı istemiş ve çekilen kareleri programında, görev aldığı gazetede yayınlamıştı. İşte bunun adı “dürüst adamın farkı” ydı…
Aynı gün Türkiye’nin en büyük gazetesinde çalışan P.S. ısrarla gazeteci değil, şarkıcı (!) olduğunu söylüyordu. O sesle ne şarkısı söyledi? Hangi şarkıyı meşhur etti pek hatırlamıyorum… Ayrıca onu kim aldı oraya koydu bir şey anlamadık o düzenden…
Neyse eline çıkardığım kitabı almış, ne sıkıntılar çektiğimi bile bile, o bilindik mahalle ağzıyla “Ayıp yahu bu kadar önemli bir adamı nasıl böyle anlatırsın..” diye karşımda ahkam keserken (O tarihte efendilerinin en yakın dostu olur zati-önemli) bende o anki maddi-manevi sıkıntılarımın verdiği buhran ve hiddetle “Sana ne? Karışma…”demiştim. O da bana “Sakın sesini yükseltme..” diye cevap vermişti.. Ne de olsa arkasında Türkiye’nin en büyük gazetesinin desteği vardı..
İki gün önce televizyonlarda feryadını gördüm. “Hey Allah’ım sen nelere kadirsin?” dedim.. Kendi ağzıyla anlattı… Kovmuşlar kendisini hem gazeteden hem de televizyon programından… Şimdiki işi kovulduğu gazetenin müdürlerini, yöneticilerini kötülemek…
İyi de adam babasının malını korurken kızdınız, doğruyu desteklerken kızdınız… “Burası bir müzikhol ise müzisyenler, şarkıcılar, şantözler çalışsın; serseriler değil..” dedi… Kızdınız.. Babasının yaşlılığından istifade edip Maxim Gazinosu’nu pavyona çevirmek isteyenlere karşı diye kızdınız… Sonunda babam bana öğrettiklerini unuttu, otuz sene emek verdim ayrılıyorum, bir adam çıktı, kitap yazdı babamı da p…nk diye kitabın fihristine koydu. Tekzip et baba doğruysa bile tekzip et dedim… Kitaba yazana, gidene, götürene, çağırana değil de Sacit’e karşı çıktılar. Hey Allah’ım..
Bunlar kim bilir misiniz??? Kimi bilmemle çetesine dahil olmuş.. Çoğu 5-18 sene arası ceza istemiyle yargılanıyor. Bazısı da şu an hapiste… Her gün televizyonlarda bağırıp çağırıyorlar (Böyle adalet olmaz diyerek) Hani bir dava devam ederken kimse kamu önüne çıkıp kendini müdafa edemezdi? Bu kanun sadece dürüst insanlar için mi geçerli?
Adamın kafasını kırmış, 28 saat gözaltında kalmış hırsızı, uğursuzu; Türkiye’de Mehmet Şehirli’den başka gazeteci yok mu? Bir o mu biliyor bu olayı? Peki çıkarıldığı adliyede muhabir yok mu? Yalancının mumu yatsıya kadardır amaaa üç tane sağlam yalaka bulursan yaşadın… Şimdi bu yalakalarla bizde ahbaplık yapmış olabiliriz ama bilemezsin ki işte Karamanın koyunu sonradan çıkar oyunu demişler… Bu arada gerçekten bu hırsız nasıl kurtuluyor? Yoksa gerçekten parası pulu olan, istediği adamı vuru, kırıp rahatça gezebiliyor mu? Hala aynı düzen mi devam?
Nereden nereye geldik Balık burcu derken.. Belki de yükselen burcum Balık olduğundan bu kadar coştum, alındım.. Aslında Rezzan Hanımı da suçlamak değil maksadım… Üstelik mitoloji bilgisine hayranım. Yorumlarını da dikkatle dinlerim…
Sayın Başbakanımız ve muhterem hanımefendi eşi de Balık burcu… Onlar Filistin’de Irak’ta, Türkiye’de her nerede olursa olsun haksızlığa uğramış insanlara sahip çıkmak üzere buradalar, başımızdalar… Haksızlık devri bitti.. Herkes görsün ve bilsin.. Bu sene yıldızlara göre de hak ve adalet yılı… “Astroloji 2009” Kitabımın kapağında da yazdım bunu biliyorsunuz..
Şayet hanımefendi çocuklar için ağlıyorsa… Bugün Suriye’nin baş şehri Şam’da ve Irak’ta fosfor bombasıyla vurulan bölgelerdeki çocuklar tedavi görüyor. Kimisinin suratının yarısı yok, eli yok, ayağı yok yavrucakların… Annesi babası yok… En önemlisi dünyada yapacağı hiçbir şey yok, umudu ve de çaresi yok…
Al Jazira televizyonunda çalışan arkadaşım CD’ye çekmiş bu manzaraları. Alın sitede yayınlayın dedi ama içimiz elvermedi sizlere izletmeye… Duygularımıza hakim olamadık ama yine de yayınlamak istiyorum böylece Şimon Beye ve benzerlerine nasıl sahip çıkıp savunduğunuza belki üzülürsünüz…
Benim başbakanım ne güzel yaptı.. Ne yapacaktı? Şimon Beyin palavralarını üç beş yalakayla birlikte alkışlayacakmıydı? Hani benim başbakanım çetelere, çetecilere, haksız eylemlere son verecekti? Ben ve benim gibi arsız ve uğursuz çetecilerin kurbanı olmuş, yok olmuş insanların başbakanı O.. Demeyecekmiydik???...
Lütfen internete girin. Şimon Peres yazın. Belki elli dilde biyografisi var.. Yine bir çeteciyi, bir teröristi koruduğunuzu göreceksiniz. Ve koskoca büyük çoğunlukla seçilmiş TC. başbakanını Şimon Bey’e yaptığı haksızlıkları hatırlattığı için kınayacaksınız…Komik vallahi!!..
Bütün dünya böyle başbakan istiyor… Nedenine gelince yalaka, hırsız, çeteci sayısı yüzde 20’yi bulmuyor dünyada… Gerisi hakkı yenmiş, mağdur ve fakir… Amerika’da da, Afrika ve Avrupa’da da bu böyle..
Pluton Oğlak’ta 2024’e kadar temizlik olacak. Ama ne dedik? Bunun için kimseye bağımlı olmayan, korkusu olmayan, hak yemeyen yöneticiler lazım. Hele hele bizim konumumuzdaki ülkelere.. Doldu, taştı, kokuyor.. Bir günde olmadı 40 yılın birikimi bunlar…
Davos toplantısı siyasi nitelikli değildir. Kimden görüş almak istiyorlarsa o konuyla ilgili 60 dakika süresi var. 4 kişi adam başı 15 dakika konuşup kendi fikrini sunacak moderatör müsaade ederse!!!
Şimon Bey’in palavraları uzun uzun sürdüğü için 24 dakika konuşuyor. Benim koskoca TC. başbakanım da moderatör zıkkımı tarafından sanki sınıf arkadaşıymış gibi sıvazlaya sıvazlaya… Çok ayıp..
Değerli dostum gazeteci Hüsnü, mahalli bütün Arap TV ve radyolarında bazı Avrupa ülkelerinde durumu en doğru şekliyle anlattı… Bütün dünya gazeteleri başbakanımızı haklı buldu. İsrail değil mi bize aracı olun Suriye ile barışmak istiyoruz diyen.. Eee… Aracı ne yapacak aman kimse duymasın fosforlu bombaları, misket bombalarını, plajda diri diri öldürülen çocukları… Şimon Bey çok haklısınız Şak…Şak…Şak
Hani şu babası balıkçı olan çok güzel ama gülerkende havale geçirmiş gibi çarpılan manken, sunucu, artist, sunucu bilimum meziyetli kızımız… geçenlerde üç kişiyle beraber yaptığı programda ‘one minute’ dedi… Üç hanımefendi kahkahaya boğuldu…
Bak güzel kızım dünyada bu Davos olayı çok yankı uyandırdı. Benimde yurtdışındaki akraba ve ahbaplarım “Başbakanınız İngilizce konuşmuyor mu?” diye sordular. Neden ama çoğu kişi lisan bilmiyor Türkiye’de… Bende bizim jenarasyonumuz yurt dışında eğitim görmediyse, özel kolejlerde okumadıysa, aileleri bedavalara konmadıysa maalesef konuşamıyorlar. Ayrıca Türkiye, bir imparatorluğun devamı. Hiç sömürge olmamış. Kimsenin dilini konuşmamış ve öğrenmek zorunda kalmamış. Çünkü neredeyse tüm Dünya’nın hakimi olmuş diye cevap verdim.. Bir istatistik yapılsın 40 yaş üstü kişilerin yüzde 10’u bilmez başka bir lisan… Bu ayıp veya kahkahalarla alay konusu edilecek bir durum değil…
Dünyanın en büyük gücünü sırtına alarak palavralar savuran bir cumhurbaşkanına gösterdiği tavırda, sözlerde anlaşılmıştır… Türkiye’nin haksızlığa duruşu anlaşılmıştır binayenaleyh…
Burçlardan bahsediyorduk. Kendi ilgi alanları değil ama hanımefendi de balık burcu olma hasebiyle feryad ediyor… Konuşulanlar yalan diyor. Gözüyle gördüğü için ağlıyor.. Balığın en belirgin özelliklerinden biridir haksızlığın karşısında gözyaşlarını tutamaması… Balık asla eylemlerinden dönmez.
Gördüğünüz gibi Rezzan Hanımın Balık burcu sendromunu gidermek için türlü örnekler verdim. Bu arada benimde Balık burcundan azılı düşmanlarım var. Balıkların hazırlık yılındayız. 2010 onların senesi olacak. Etrafları dost görünen düşmanlarla dolu. En dikkat edecekleri konu bu… Tabii ki neticede Allah’ın dediği olur…
Astrolojide bu yılın sloganı biliyorsunuz “HAK VE ADALET YILI”ydı…
Haksızlık yapan düşünsün ve mevcut hükümetlerle uğraşmayın boş yere demiştim. Herkes yerinde kalacak.. Haklı ve hakkı olanlar…
-Sayın Kadir Topbaş
-Sayın Mustafa Sarıgül
-Sayın Melih Gökçek
-Sayın Mehmet Tosun
Tekrar görev başında olacaklar… Şimdiden hayırlı olsun.. Nedeni mi? İlahi hak ve adalet sistemi tıkır tıkır işliyor da ondan…